9 Şubat 2015 Pazartesi

Küçük Prens

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde… Diye başlayıp bu kitabı anlatmak istiyorum, o kadar tatlı o kadar iyi anlatıma sahip okurken bitmesin diye içten içe yalvardım hatta yemek istedim içimde kalsın, hep benimle kalsın hep benim olsun diye sonra düşündüm her gün bir sayfa ezberleyeyim 95 günde tamamdır diye sonra sakinleştim ve sık sık okuyacağım bir kitap listesine adını altın harflerle yazdım. Kitap çocuk kitapları türünde yer alsa da en çok büyüklerin okuması gerektiğini savunanlardanım ve her yaşta farklı anlam yükleyeceğimiz bir kitap küçük bir çocuktan büyüklerin davranışlarının, düşüncelerinin nasıl olduğunu nasıl düşündüklerini eleştiriyor gibi düşünelim, büyüklerin içlerinde ki çocukları unuttuklarını da en hassas bir şekilde anlatmış.

Ah bu büyükler dedirten bir kitap, küçük prens her defasında ‘’Büyük insanlar çok tuhaflar’’ dedikçe hımmm diyorsunuz. Ben Gökyüzünü çok severim ve bu kitabı okurken çok eğlendim blogun adından da anlayacağınız gibi ve blog da geçen başlık da bu kitaptan esinlenerek meydana geldi. ‘’Kuyruklu Yıldız ‘’ ‘’Tuhaf Gezegen ‘’…
 
(Küçük prens gezegeninden kaçarken,göç yolundaki yabanıl bir kuş sürüsünden yararlanmış olmalıydı. '' MaviBulut'' Antoıne De Saınt Exupery)



Küçük prensin gezegenin de iri sönmüş üç volkanı ve harika eşi benzeri olmayan bir çiçeği ve baobap ağaçlarla kaplı küçük bir gezegeni vardır. Kendisine bir uğraş bulmak ve bilgisini arttırmak için diğer asteroidleri ziyaret etmeye başlar, hepsinde çok farklı ve ilginç karakterler vardır. Her gezi sonunda ‘’şu büyükler çok tuhaf insanlar demeye başlar.’’  Her gezegen farklı demişken onun için farklı bizim ise alışık olduğumuz şeyler örneğin; ilk gezegende her şeyi kendisinin yönettiğini savunan bir kral diğerinde, kendisini beğenmiş bir adam, sonra sayılarla uğraşan bir adam, devamlı fenerini yakıp söndüren bir fenerci ve devamlı içki içen bir ayyaş en son olarak kaşifle karşılaşır .’’Şu büyükler kesinlikle çok tuhaflar.’’ Diyerek den devam ediyor… Neredeyse hepsini anlatmak istiyorum ama abartma dan en çok hangi bölümleri çok sevdiğimden de bahsedip sonlandıracağım, ilk olarak;



    1.Tilki küçük prense bir öğüt vermişti; En iyi yüreğiyle görebilir insan, gözler asıl görülmesi gerekeni göremez. 
    2.  Küçük prensin gezegeninde bulunan çiçek evet birçok çiçek var dünyada ama onun çiçeği farklı konuşmaları dünyalara bedel. Kibirli bir çiçek ve güzel, narin bir çiçek 4 tane dikenine güvenen ama rüzgardan da çok hoşlanmayan. 
    
          -  Küçük prens; Ah ne kadar güzelsin?
           -  Öyleyim değil mi? Dedi çiçek kibarca güneşle aynı gün doğdum diye de belirtti çok mütevazice değil fakat etkileyiciydi ve ondan sonrada küçük prense karşı nazlanması sürüyor... 

  3. Güneşin batışını 44 kez izlemişti. İnsan çok mutsuz olduğu zamanlar da güneşin batışını izlemeyi sever. Diye de belirtmişti buda çok sevdiğim kısımdı.

  4.  Bir yıldız da yaşayan bir çiçeği seviyorsanız geceleyin yıldızlara bakmak hoştur ve geceleyin gökyüzüne bakarsın her şeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana. Belki böylesi daha iyi, yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin.

      5. Sen öğleden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım…

 Aslında daha tonla şey yazabilirim ama abartmadan tadında bırakacağım diye kendime söz vermiştim ve sözüm de durup abartmadan gidiyorum.
Ayrıca benim okuduğum Mavibulut yayın evinden fakat en kısa zamanda Cemal Süreya ve Tomris Uyar çevirisini ve Cançocuk yanın evinden olan basımını da okumak için heyecanlanıyorum...


 Sürç-i lisan ettiysem affola hayatınız da size de küçük prens gibi yol göstericilerin olması dileğimle hoş kalın … 

5 yorum:

nilgün aydın dedi ki...

Farkettimki siyenize üye olmamışım.Oysa ki G+ takipçinizim. Neyse sitenize de katıldım. Bana da beklerim.
http://ciziyorumdikiyorum.blogspot.com.tr/

Sinem Kandemir dedi ki...

Çok teşekkür ederim nilgün hanım :) hemen geliyorum sitenize :))

ikrâ dedi ki...

Defalarca okuduğum ama bıkmak nedir bilmediğim bir kitap .. Çok güzel bir yazı olmuş , elinize sağlık .. :)
http://rutinsevenkadin.blogspot.com.tr/ bu da benim blogum,dilerseniz buyrun beklerim ;)

Sinem Kandemir dedi ki...

ah küçük prens aşığı biri daha selam olsun size de :)) Beğenmenize çok sevindim, yorumunuz içinde teşekkür ederim :)) hemen geliyorum sayfanıza :)))

DİKTİM DİKTİM GİYDİM dedi ki...


·
Nerdesin hey B612?
B612
Bilirsiniz
B612’de yaşar
Bizim Küçük Prens
Kitabı okuyanlar
Bazen umutvar
Bazen hüzünlü
Bulur hikayeyi
*
Herkes merak eder
Koyun çiçeği yedi mi?
Bak şu gördüğüm yıldız
Hani yukarda sarı saçlı parlayan
O mu yoksa?
*
Kendi asteroidimizi bulmak isteriz
Geceleri yıldızlara bakıp gülümseriz
Aslında biliriz
Ama bilmez oluruz
O asteroid orda biryerlerde
*
Bir bilim insanı görünce
İsim verir ona
Tüm dünya bilir
Hem de bir Türk bilim insanı
O zaman adı B612 olur
*
Adı olmasa ne olur?
Orda zaten
Uzaklarda
Ama orda
Gülüne verdiği zaman
Değerli olan Küçük Prens
Gülümser bize
Sapsarı saçlarıyla
*
“Asteroidimi ararım” der
Bir seveni
Böyle anlarda
Hep Simyacı’nın sonu gelir aklıma
Kendi içimizde aramayız hiç
Onu
Sonra filmin sonu hep aynı olur
“katil, uşak çıkar”
(filmlerin sonu artık değişmiş diyorlar)
*
Hepimiz kendi asteroidimizde yaşamıyor muyuz?
Bir gülümüz
Bir koyunumuz
Bir de volkanımız yok mu?
Bekleriz göçmen kuşlar sürüsü gelsin
Onlarla 6 gezegen gezip dünyaya gelelim.

Yorum Gönder

Blogger tarafından desteklenmektedir.
 

Sirius... Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger