29 Nisan 2015 Çarşamba

Çilek Tadın da Geçen Hayatımın Sonu

Çilek tadında bir hayatım vardı. Hep de böyle geçecek diye umuyordum küçücükken, bu çilek tadında hayatıma çok takılmıştım büyüyememiş hatta bir çilek gibi kalmıştım...

Yol almam ve çilek tadından ayrılmam uzun zaman aldı. Zorlandım, yoruldum çünkü ben bir çilektim ve çilek tadında sohbetlerim çilek tadında sesim vardı. Kuşkulu ve ürkek tavırlarım hatta vardır ya çileğin üstünde pütürcükler onlara sığınırdım onları kalkan yapardım dışarıya karşı. Sonuç olarak ben bir çilektim. Dışarıdaki soğukluğu bilmiyordum, çilekler soğuğu sevmez ki soğuk davranışları da. Çünkü ben çilek tadında olmaya alışıktım çilek kokusuna, çilek gibi şeker ve masum olmaya.  Çileğin daha kırmızı olmaya başladığı zamanları hatırlayın hatta canlandırın ben görür gibiyim kokusunun yoğunluğunu hissediyorum.  Çilek kokusunun daha fazla arttığı ben bir çilektim ve tam kendimi gösterecekken hayatın çok soğuk olduğunu unutmuştum. Oysa Çileklerin soğuk havaları sevmediğini söylemiştim…

 Unutmuş olmalı…  ya da beni hiç sevmedi. Hayatın fazla soğukluğuna, dengesizliğine dayanamadım ve bu yüzden çürümeye başladım, ben bir çileğim olgunlaşmadan çürüdüm sadece çilekimsi gülüşüm çilekimsi kokum kaldı…



    Sinem Kandemir...

28 Nisan 2015 Salı

Böcekle Tanışmıştım Umarım Böcek Dediğim İçin Kızmaz Bana

İlkbaharı yaşamadan yazı yakalamıştım ucundan da olsa o değil de bugün bir böcekle tanıştım. Masamın üstüne yapışmış ve orada konaklayan, adını sanını bilmiyordum. Eğildim ufaktan daha rahat görebilmek için minnacık vücuduna rağmen, iri gözleri vardı. (iri dediysem kocaman değil hayal edin işte. Ufakımsı ama büyük. Böceğin adını bilmiyordum. Kusura bakmaz umarım böcek dediğim için.
 Hava da çok sıcaktı güzel bir yaz günü neden soğuk mermer masamı tercih ettiyse dışarıda gezebilirdi aslında belki sahile inebilirdi hatta yeşil bir palmiye ağacında da soluklana bilirdi neyse bilemiyorum yolunun benim masama nasıl düştüğü konusunu, belki de Sıcaktan sıkılmış belki de soluklanıp yanımdan sesiz sedasız ayrılacaktı. Bir süre bakıştık hiç rahatsız olmadı fakat ben onun soğuk mermer de öylece yapışmasını istememiştim ufak ufak pembe uzun tırnaklarımla iteledim aman ha! yapışmasın diye tırnak uçlarımla…
Neyse ki yapışmadı korkunç ve sevimsiz değildi evde beslenecek kadarda büyük değildi tırnağımla onu aşağıya itemedim. Üflemekte işe yarar diye düşündüm hafif hafif üfledim, öyle bir 4 bacağını açtı ki benimle inatlaşırcasına… yapma! dedim. Sen bir böceksin!  ben kocaman bir insan. Üfledikçe kanatlarını açmamak için direndi direnmesine kayıtsız kalamadım onun o direnmesi beni de çok kızdırdı. Sinirlerimi bozmaya başlamıştı… Yenilgiyi asla kabul edemezdim hele de bir böceğe karşı bunda da yenmeliydim benim dediğim olmalıydı çok bencilceydi bu belki hatta küstahça bir böcekle inatlaşmıştım tutarsızca. Kuvvetlice 3 kere üfledim ve başardım evet başarmıştım. Ama mutsuzdum hatta bu duruma o kadar üzüldüm ki anlatamam. Düştükten sonra  bakmadım ölümü? yaşıyor mu?  bilmiyordum, belki de; şimdi ben ona ne yaptım ki ah bu kocaman insanlar ne dengesizler diye geçiriyordur içinden bilemiyorum…
Üzgünüm…
Böyle böceklerle münasebetim olduğu vakit hep aklıma Kafkanın Dönüşüm kitabı gelir saygılar efendim saygılar...



                              Sinem Kandemir…

Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!

Soma İçin Bir Olduk:  Anka Küllerinden Yeniden Doğan bir Kuştur...

Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirdi.

Soma’daki faciada 301 işçimizi kaybettik, olaydan yaklaşık 5 bin çocuk etkilendi. “Benim adım Esma, benim adım Sıla, benim adım Dilara, benim adım Abdurrahman… Biz bir robot yaptık. Grubumuzun adı Anka oldu. Anka küllerinden yeniden doğan bir kuştur.” Bilim Kahramanları Derneği’nin projesiyle çocuklar, bilim ve teknolojiyle meşgul oldular, acılarından biraz uzaklaşıp normal hayata döndüler.

Allianz SomaDA”yı kapsamında, BKD ile yapılan işbirliği sayesinde, Soma çevresinde, olaydan etkilenen 6 ilçedeki 16 okulun, Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvasına katılımı sağladı. 34 gönüllü öğretmen, 150’ye yakın öğrencinin oluşturduğu 17 farklı Allianz SomaDA takımını 4 ay boyunca turnuvaya hazırladı. Bu yolla, öğrencilerin normal hayata dönüşü desteklenirken, psikososyal ve kişisel gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlandı.

Allianz SomaDA”nın bir ayağı da faciadan etkilenen ailelerin çoğunlukta olduğu Dursunbey’deydi. APHB ile yapılan işbirliği sayesinde, Dursunbey’de bir psikososyal destek merkezi açıldı. Çocuklara, yetişkinlere ve gruplara yönelik üç görüşme odası bulunan Dursunbey Psikososyal Destek Merkezi’nin hizmetleri, merkeze uzak bölgelere de ulaştırıldı.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

27 Nisan 2015 Pazartesi

Ego Kurbanı İnsanlar Ansiklopedisi 2

Egolu İnsanlar 2 ;



Ego denilen aşağılık pislik duygu; insanı hep geriye götürür ben buna inanırım, hiç ileri götürdüğüne şahit olmadım. Egolu insanlar her yerde bellidir hallerinden tiplerinden ses tonlarından konuşma tarzlarından. Hep bir iticilikleri hep bir bencillikleriyle göz önündedir en çok da iş yerlerinde karşımıza çıkar bu tür insanlar. Herkesi kendinlerine rakip olarak görür eğer işi bilmiyorsa ez babam ez bezdirme politikası içine girerler. Laaa olummmmm / kızımmmmm sende bu yollardan geçttin lan neyin havası bu (...) demek istersin o anda ama tabii maalesef…

Sadece içinden lan bir sene geçsin bak bakalım demekle kalırsınız bu tür insanların arkadaşlık bağlarının da ben çok sıkı olduğunu düşünmüyorum Aaaa pardon Müdür, Departman müdürü, Müdürün karısıyla vs. bu statüde olanlarla arası mükemmel iyidir hatta şöyle ki belki de kankadırlar.

 Kendilerine hanım/ bey denmesini isterler ve bunu kimse yokken belirtirler, tuhaftır ki her işe burunlarını sokarlar bilseler de bilmeseler de sırf laf olsun diye ellerinde fincanlar dört dönerler. İş olduğunda ise yapalım ( ''Lım'' kelimesine dikkat edelim lütfen.) kelimesi altında her şeyi size yıkmaya çalışırlar yada telefonları o anda çalar veya birisini aramak zorunda olduklarını  söylerler ve iki saat arazi tuhaftır ki iş de zaten o arada bitmiş olur.

İşi öğretmemek için direnenlerden biridir işte bu insanlar ayy bu program çok kolay der. Uzaktan iki anlatır, bir iki kere açar kapar ahaaa!!! öğrendin soru sorduğunda ise mal mal suratına bakan tiplerdir bunlar Anasını satayım uzaktan anlattın nasıl anlayayım demek istersin oda olmaz bakışlarına maruz kalıp tekrardan gösterdiğinde anlamaya çalışırsın. Çünkü hep ona bağımlı olmanızı ister böyle insanlar. 

Egolu insanlara Dip notumuz; Kollarınızdan tutup  kardeş bak! benim senin işinde gözüm yok huzurumuzu kaçırma sende adam akıllı ol bende adam akıllı yolumda ilerleyeyim demek istiyoruz ve ben buradan diyorum kim üstüne alınırsa benden çıktı ''ahksajdna'' :)))) çok mutluyum  yemin ederim yazdım ya ohh miss :))))

Sürç-i lisan ettiysem affola; Egolu insanlar 3'de Görüşmek üzere hoş kalın...
                                                                         
                                                                           Sinem Kandemir... 


24 Nisan 2015 Cuma

Yaz Mevsimiii Niiirrdaaasııınnnn Niiirrdaaaaaaaaaa

Yaz mevsimini Gören varsa Marmarise doğru göndersin unuttu galiba bu tarafı...
Ah bu bahar hatta ne baharı ya yaz bir gelmedi gitti, özlenen bahara pardon yaza saygılar, sevgiler, hürmetler efendim.
Marmaris sanırım nisan ayının en Soğuk günlerini yaşıyor. İnsanlar ne giyeceğine hala karar vermiş değiller yabancılara göre hava mis…  Eee Marmaris halkı olarak bu kadar soğuğa alışık değil. Biz bu mevsimler de deniz sezonlarını açmış insanlardık ‘’dık’’ diyorum çünkü ben hala mont ve atkılarla çıkıyorum dışarıya. Sabahları soğuk oluyor şekerim soğuk…
Yaz gelmeyecek gibi diyerekten düşünürken internette çok güzel resimler gördüm ayy canım yaa nasıl da güzeller demekle kaldım.  Marmaris de yaza hazır cıvıl cıvılda hava soğuk  insan tam havaya giremiyor. Gerçi ben çok sıcak havaları da sevmem yani yazı sevmem ilkbaharı severim kışı sevmem sonbaharı severim şimdi yaz gelmiyor diye ağlıyorum fakat çok sıcak olunca da ufff!!! Bu ne sıcak ya! Kış gelsin artık diyen dengesizlerdenim işte ben. Aile de sanırım bir tek ben böyleyim çünkü annem sadece yaz mevsimini sever ve hiç değişmez onun sevgisi yaz olsun yaz der  yazın da sikayet etmesi için uflarım puflarım sıkıcı şeyler anlatırım yazla ilgili yook anacım yook yaz olsun benim olsun der. Sadece bu dengesizlik bende var…

Sürç-i lisan ettiysem affola, dengesiz mevsimlere hoş geldin demek üzere hoş kalın…


                                                      Sinem Kandemir…

23 Nisan 2015 Perşembe

Ego Kurbanı İnsanlar Ansiklopedisi 1

Egolu insanlar 1; 

Bir hafta boyunca bu tarz insanların yaşamlarını ve  tutarsız davranışlarını yazmaya çalışacağım hepsini bir postta tabii ki de yazabilirdim ama böylesi daha iyi olacak diye düşünüyorum bir hafta boyunca Egolu insanların kendini bilmez  davranışlarıyla başlayalım...



Kendini beğenmiş ve her şeyi ben bilirim havasında olan insanlara büyük bir Antipatim var. Şu zamana kadar ezilmiş egosu yerle bir olmuş ama hala bok sürdürmeyen insanlara da sinir oluyorum.  Bunca zaman bir üsttü tarafından hor görülmüş, ezilmiş, ve sonra bir tık yükselince de bir altındaki insanı ezmeye çalışan patronluk ya da müdürlük taslayan ezik kişiliklere de Antipatim yüksek.

Ben böyle olamam arkadaş normal hayatta nasılsam öyle devam ederim. Çizgimi egom için bozamam işçiyle de sohbet ederim. Müdürlü de ikisiyle de aynı seviyede birisine bey diğerine adıyla hitap edemem. Ne gereksiz insanlar var yeryüzünde nasıl bu kadar bencil ve sorumsuz nasıl bu kadar iğrenç insanlar olabiliyorlar hayretler içindeyim gerçekten…

Arkadaş; İnsan geldiği yeri unutmamalı bunu bilir bunu söylerim. Herkesin acemilik zamanı vardır, herkesin bilmediği bir şeyler vardır. Egonu tavan yapıp patronluk taslamakla olmuyor işte bu işler Küçük bey /hanım. Hem her şeyi bileceğiz diye de bir kural yok! bilmemek ve bunu öğrenmek asıl erdemliktir. Neyse vesselam bugünlük bu kadar olsun.

Sürç-i lisan ettiysem affola, Hayatın içinde ve herkesin karşılaştığı konular, konuşmalar, ve sohbetler olduğu için bir haftaya yaydım bunları Arkadaşlarımın, benim yaşadığım olaylarla  birlikte bir hafta boyunca  satır başlıkları atacağım şimdilik bu kadar yeter. Yarın görüşmek üzere Hoş kalın…

                                                                   Sinem Kandemir…

21 Nisan 2015 Salı

Olmayacağını Bildiğim Şeylerin Olmama İhtimalini Sevmiştim

 Kuşkulu kuşlar doluydu bugün havada. Havanın güzelliğini fırsat bulup atmışlar kendilerini gökyüzüne. Tedirgin uçuşları olur olmaz sesleri yankılandı kulaklarımda sessiz çığlıklarına açtım yüreğimi bugün, iki selam çaktım gökyüzüne sonra devam ettim yoluma.

İçimdeki kuşlara imkan verdim gökyüzündeki kuşlara karışsınlar diye fakat başaramadılar. Olmayacağını bildiğim halde olmasını istemiştim…

Düşüncelerimde bu tutarsız ikilemler hep vardır, bir süre onlara takılı kalır yüreğim sonradan atlatırım elbette. Ben olmayacağını bildiğim şeylerin olmama ihtimalini sevmiştim, hayallerimi sevmiş hayallerimde yaşatmayı sevmiştim havadaki kuşkulu kuşlarla bunları hissetmiştim hem de en derinde kalbimin tam ortasında…



                                                   Sinem Kandemir
Blogger tarafından desteklenmektedir.
 

Sirius... Copyright © 2011 -- Template created by O Pregador -- Powered by Blogger